Pazar, Kasım 27, 2011

A nın KÜÇÜĞÜ ve BÜYÜĞÜ

Futbolumuzun içine girdiği şike krizinin en önemli faktörlerinden hakemler hala konunun dışında kalmakta ve oynanan oyuna direk etkileri çok açık olmasına rağmen ısrarla ve özenle korunmaya devam edilmektedir malum çevreler tarafından.

Özetle şike devam ediyor deyip ama detaya girmeyeceğim. Gerekirse ileride gerektiği ölçüde detay yazmaya hazır olduğumu da beyan etmeliyim.

Gelelim bugün Galatasaray ile Sivasspor arasında oynanan maçtaki Hakem kardeşimizin yarattığı hatta uydurduğu garabet durumun ve bunun “Maraton” programında Şansal Büyüka ve Mustafa Denizli tarafından değerlendirmesinin değerlendirilmesine. Uzun süredir iddia ettiğim ve artık ciddi ciddi taraftar bulan “Fenerbahçe’den akredide olmayan ve Galatasaray’ın dövdürülmesine alkış tutma garantisi vermeyen yorumcuların TV lerde boy gösteremeyeceği” görüşümün bir kez daha doğrulanması yine bizleri yaktı geçti.

Hakemler yine eski hakemler, MHK Başkanının değişmesinin de şikâyet edenlerin gazının alınmasından başka bir şey olmadığı bal gibi sırıttı bugün bir kez daha, maçın daha 1. dakikasından itibaren oyunla pek alakası olmayan, sadece sertlikle rakibini yıldırmaya yönelik tipik çağdışı Rıza Çalımbay futbol taktiği ile sahaya çıkmış Sivasspor, ilaveten de kaleci Borjan ve Kıvanç vasıtasıyla oyunu germek, rakibi sinirlendirmek rolü almışlar ve gereğini yapıyorlar eee hadi kabul etmemekle birlikte anlıyoruz bu çocuklarının durumunu ama rolü gereği adalet dağıtmak zorunda olan Hakeme ne demeli, çıt yok yalancıktan Kıvanç’a bir sarı kart ile durumu idare ederim zannetti.

Maçın 58. dakikası Baros ceza sahası içinde kaleci Borjan’a atıyor çalımı geçiyor ve kalecinin asla zamanla hatası ve pozisyon hatası diyemeyeceğimiz bir hareketiyle pat yerde, hakem zorla ve lütfen penaltı noktasını gösteriyor, ama kasıtlı faul ve düşürme ve gole giden adamı düşürmek gibi şartları göz ardı ederek anı kurtarıyor, tabii bu arada Lig TV yorumcusu Fenerbahçe kongre üyesi çocuğumuzu da unutmayalım hemen yapıştırıyor yorumu ve aydınlanıyoruz; “lehine en çok penaltı çalınan takım Galatasaray yine penaltı kazandı alyhine en çok penaltı çalınan Sivasspor yine penaltıdan gol yedi”, sonuç  rakip 1 kişi eksik oynamalı ama ne yorumcu çocuğumuzun ne de hakem kardeşimizin umrunda mı?

Peki; maç böyle bitse belki benim gibi birkaç kişi pozisyon üstüne gak guk edeceğiz o kadar, ama ne gezer. Oyunu ve son 10 yıldır sürekli dövdürülen Galatasaray’ın gerilmesine devam, dakika 81. bu ana kadar son derece müsamaha görmüş kaleci Borjan, gördüğü müsamahanın da cesaretiyle bu sefer ceza sahası içerisinde Galatasaraylı Engin Baytar’ı yere yıkıyor, karar kaleci Borjan’a 2. sarı kartı gösterip oyundan atmak ve Galatasaray lehine penaltı vermek yerine, oyunu devam ettirip o ana kadar doldurulmuş ve bu durumlarda tavrı bilinen Engin’in kaleciye vurması bekleniyor ve bilet kesiliyor. Penaltı kazanamadığımıza mı yanarsınız bir kişi eksik kaldığınıza mı artık sizin sorununuz. Peki; Maraton programının Büyük ve küçük A ları ne diyor bu pozisyon için “normal”, ama aynı tahrikler altında her türlü kepazeliği yapan Fenerbahçeli futbolcular söz konusu olunca aynı kıymeti kendinden menkul yorumcular ne diyorlar “yahu bu çocuklar gençtir bu kadar tahrik olursa herkesin yaptığını yaptılar maruz görmeliyiz”. Bu kadarına da pes vallahi bir de kalkıp üzerine pişkin pişkin demiyorlar mı “bu bizim görüşümüz, tüm futbolseverlerin farklı bir görüşü olabilir”, doğrudur da her futbol severin kafasına her eseni söyleyebildiği ve karşılığında çuvallar dolusu paralar aldığı TV leri yok ki. Kendinize biraz dikkat edin artık yoksa ciddi protestolarla karşılaşabilirsiniz, aaa programdan sonra oturun aranızda ne konuşursanız konuşun kimseyi ilgilendirmez o yaptığınız bir anlamda kamu görevi sakın unutmayın.

Şimdi benim Mustafa Denizli kadar futbol bilemeyeceğim açık tabii ki, kimse böyle bir değerlendirme yapmasın sakın ben onların futbol bilgisini tartışmıyorum ama futbol ahlaklarını tartışıyorum. Beyefendinin dalga geçer üslupla konuşuyor olması bazılarını hafife alıyor olması kendi problemidir tabii ki, kendine yakıştırdığı süre ve ölçüde devam edebilir.

Gelelim hakemlere şike devam ediyor görüşümüzün oluşmaması ya da var olanın pekişmemesi için de biraz siz dikkat edin… Bu maçın ardından hakem efendilerin; maçın başlama vuruşu düdüğü çalmaları dışında tek doğru kararı ise Elmander’in kırmızı kartla sahadan atılmasıdır ve ayrıca Galatasaray Kulübünü ben yönetiyor olsam bu oyuncuya ciddi ceza veririm, çünkü bir meslektaşına kasti olarak bu hareketi yapmanın hoş görülür tarafı olmamalıdır.  

Pazar, Kasım 13, 2011

MİLLİ MAÇTA HÜSRAN YARATAN ŞEYTAN
Yediği tamamında konsantrasyon eksikliğinden 3 golün ardından, bir şut pas karışımı pozisyonda topu kontrol eden Volkan'ı, kale arkasında çoğunlukla Galatasaraylı olduğu düşünülen bir grup taraftar alaycı biçimde alkışladı. Bunun üzerine milli kaleci Volkan, seyircilere adeta onları kışkırtırcasına dönerek, taraftarları kendisi de alkışla protesto etti. Volkan'ın bu hareketi üzerine taraftarlar, maçı kaybetmiş olmanın verdiği üzüntüyle de büyük tepki gösterip, kendisine her top gelişinde ıslıkladı. Vay sen misin Volkan efendiyi protesto eden, kerameti kendinden menkul Şeytan (iblis) ve Fenerbahçe goygoyu Rıdvan efendi verdi veriştirdi, seyirci alkışlayınca ayıp, Volkan efendi alkışlayınca normaldir görüşünü kafamıza çakarak, hem de ne verip veriştirmek, adeta yumdu gözünü açtı ağzını; “Maç Anadolu'da oynansaydı Anadolu halkı bu takım yenilsede bunları bağrına basardı” ve “zaten bu Galatasaraylılar hep böyledir” gibi abuk subuk laflar etti. Hele birde “bu stadı yaptıran insan bile yuhalandı” demez mi ki; konuyla ne alakası var da sen bu lafları ediyorsun, adam şeytanlığının (iblisliğin) yanında bir de yalaka ünvanı alacak ve yakında Hakan Şükür gibi milletvekili hayali var ya durmak yok yola devam…

Adam şeytan ya (iblis) ahlaksızca davransa bile kendi konusuyla sınırlı kalsa iyi, koptu bir defa “Türkiye ekonomik istikrar anlamında hızla yükselmiştir ama futbol olarak son yıllarda hızlı bir düşüş içine girmiştir” demez mi, zannedersiniz adam çok fazla da bilmediği ama futbol dışı marifetleriyle bir köşe başı tuttuğu futbolun üstüne gitmiş ekonomi “master”ı yapmış, yahu sus be adam. Zaten herkesin canı burnunda, kaybetmiş olmanın sıkıntısı tüm yüzlere ve konuşmalara yansımış iken son bombayı da patlatmaz mı; “ilerleyen yıllarda Milli Takımda oynayacak oyuncu bulunamaz”, hadi bakalım ne diyeceksiniz kabilinden…

Şimdi bu Şeytan’a ne demeli ki, bu terbiyesizliğini suratına neresinden başlayarak vurmalıyız; tabii ki alay etme yetkisi ve ruhsatını yapılan ihale neticesinde ömür boyu uhdesinde tutma hakkını kazanan Şeytan (iblis) Rıdvan efendiye göre; seyircinin oyuna konsantre olmayan (olamayan demiyorum) ama seyirciyi provoke etmede son derece konsantre olan Volkan ile alay edemez.

Yahu siz bu fakir ülkenin kaynaklarını; transfer, prim, kamp harcamaları ve tedavi harcamaları adı altında yıllarca, bedellerini ödeyenlerle dalga geçerek kullandınız, şimdi de eski durumunuzu yeni para kazanma durumuna tahvil etmişken ve sizleri bir şey zannedip dinleyen hatırı sayılır bir de kitle bulmuşken, adam gibi kimseyi tahrik etmeden yap işini değil mi? Hayır ne gezer… Şeytan efendi; takım kaptanı diye bir yüz karası çıkıyor; bir korner atışında ön direği savunurken seyirciye dönüyor tüm ekran başındakilerin de duyacağı şekilde “orospu evlatları” demesine ses çıkarmayacaksın, sonra zart zurt… Bir defa bu ahlaksızlık karşılığında, ses çıkarmadığın için seni protesto ediyorum, o küfürün sahibine de tüm seyirciler adına küfürün aynısını iade ediyorum…

Anlaşılır gibi değil canım yurdumda bir milletvekilinin maaşı hatta Cumhurbaşkanının maaşını tartışanlar bu zevatın maaşlarını tartışmazlar, oysa ülkede bir Cumhurbaşkanı var bu iblis benzeri binlerce var, ama ne gam…

Şeytan efendi bu ülkede senden daha iyi ne futbolcular var bilsen; sen de bal gibi biliyorsun ne kadar çok şans beklemiştir bu çocuklar ama o şans gelmemiştir. Senin gibiler oldukça da onlar ve benzerleri beklemeye devam edecektir.

Şeytan efendi, sen bir defa ahlaktan en son söz etmesi gereken adamsın, Futbolculuğunun en önemli döneminde, Fenerbahçe’ye gitmeyi kafana koymuş olmana rağmen Galatasaray’dan (Ergun Gürsoy) aldığın 500 milyonluk çekin üstüne yattın, sonra da para almana rağmen Fenerbahçe’ye gittin. Tabii ki en doğal hakkındır Fenerbahçe’ye gitmek, ama ayak oyunları yapıp rakipten çek alarak değil, gidersin adam gibi o takıma imza atarsın, olur biter, kim ne diyebilir… Ama ahlak seviyesini göstermesi açısından önemli olduğunu düşündüğüm bu davranış sana pek te güzel yakışmıştı. Ama anlaşılan bunları unuttuğumuzu düşünüyorsun, unutulmadı şeytan efendi unutulmadı.

Futbolculuğunda oynadığın futbol değil ama oynamadığın futbolun fazlaca ön planda olduğunu hepimiz dün gibi hatırlamaktayız, asla unutmadık seni parlatmaya çalışanların “yıldızları koruma kanunu” çıkarılsın diyerek adeta zatı alilerinize sahada dokunmanın bile yasaklanmasını planlamışlardı sinsice, ama olmayınca da bu sefer size dokunan futbolcuların hedef haline gelmesi için her şeyin yapıldığın da biliyoruz. Örnek mi; Trabzonspor futbolcusu Yesiç’in bir pozisyonda dokunmamasına rağmen sakatlanmış olmanı, Fenerbahçe’den akredite olmuş gazetecilerden kimse futbol kişiliğine ve dayanıklılığına bağlamamış ama mezkûr futbolcunun ülkeden kovalanmasına neden olmuşlardı.

Senin adının şeytana çıkmasını belki bir kısım futbolsever hatırlamayabilir ama biz dün gibi hatırlıyoruz, hani bir faul pozisyonunda topu hemen kullanarak bir gol attırmıştın ya, hani meslektaşlarını faka bastırarak gol attırmıştın ya. Peki, merak ettin mi; sana şeytan derken ilaveten sana nasıl sıfatları da yükledi bu dost bildiklerin…

Vallahi bak ben demiyorum TDK sözlüğü bu kelime için ne diyor; bakalım;
şeytan    a. 1. din b. Hz. Âdem'e secde etmediği için cennetten kovulan, insanları Allah'ın emirlerine karşı kışkırtan, kötülüğe yönelten cin, iblis. 2. mec. Kötü düşünceli, kötü niyetli kimse. 3. sf. mec. Çok kurnaz, uyanık (kimse).
Halk efsanelerinde ve sonraki büyük dinlerde kötülüğün simgesi. Tiyatroda bu rolu oynayanlar, bütün yanlarında korkunç yüzler bulunan deriden özel giysiler giyerlerdi.
Türk kukla tiyatrosunda kötü ruh simgesi olan tip.
Halk efsanelerinde ve Goethe'nin "Faust" adlı yapıtında "meplins topheles". Orta Çağ oyunlarında kötülüğün simgesi. Bu rolü oynayanlar, her yanında çirkin yüzler bulunan deriden giysiler giyerlerdi.

Var mı; iyi bir şey. İşte sen busun.

Sen kimsin de topluma ders verebilecek konumda zannediyorsun kendini dünyanın parasını kazanıyorsun, ruhsat mı aldın bize fırça atmak için, adama terbiyesiz derler adama ahlaksız derler…

Aslında şike soruşturması sırasında ortadan kaybolmanın nedenini açıklasan iyi edersin, yoksa bundan da mı tehdit ettirme eylemlerinden sıyırdığın gibi sıyrıldın.

Çarşamba, Kasım 09, 2011

TOROĞLU BAŞKA ÜLKELERDE OLSAYDI
Almanya Torstein
Arap Ebu el Tor 
Arnavutluk Torolosh
Belçika Torolki
Bosna Hersek Torkach
Brezilya Torinyo
Bulgaristan Torov
Çeçenistan Tormaşal
Çek Cumhuriyeti Torelek
Çin Torai
Dağıstan Toroçvili
Danimarka Torolson
Ermenistan Torolyan
Eskimo Torasshole
Finlandiya Torpink
Fransa Toroj
Gürcüstan Torovili
Hırvatistan Torolevski
Hindistan Torolanje
Hollanda Torkrijk
İran Torşems
İskoçya Torkichus
İspanya Toroles
İsrail Torgud
İsveç Torkechi
İtalya Torelli
İzlanda Torkiluss
Japonya Torohomo
Kamboçya Torokiri
Kazakistan Torkoch
Kore Torsumi
Kürt - Kırmançi Torolmerdo
Kürt - Zaza Toreşk
Latince Torinçiyus
Laz Toruşak
Litvanya Tordelyus
Macaristan Torfolosh
Moğolistan Torpusht
Moldava Torkichyus
Nijerya Toroche
Norveç Torkis
Özbekistan Torbogk
Papau Yeni Gine Torkinos
Polonya Torkodosh
Portekiz Torpero
Romanya Torolesku
Rusya Torolov
Sibirya Torçanka
Slovakya Torlesku
Tayland Torpich
Türkmenistan Torbeg
Ukrayna Tordanos
Yunanistan Torolaki
Zulu Toru
Kızılderi Tortop

Çarşamba, Ağustos 17, 2011

FUTBOLSEVERLER ŞİMDİ DİGİKUTULARINI İADE ETMELİLER

Basının çok değerli ama en taraflı yazarları, nihayet istediğiniz ve hedeflediğiniz uğruna günlerce bıkmadan usanmadan sanki maaşlıcasına yazdığınız, adaletin, namusun, etiğin, ahlakın ve fair play in ayaklar altına alındığı, yazıların etkisinde kalan, kendisi küme düşen TFF uyduruk, yalancıktan, mahsusçuktan oluşturduğu kararı açıklayıverdi, Futbolun ruhuna El Fatiha kabilinden… Bir hilal uğruna ne güneşler batıyor demiş ya şair, durum tam da o.
 
Emniyetin Adalet Bakanlığının protesto etmesi gerek böyle profesörleri; susmak ikrar etmekten gelir lafını unutmadan bunu acilen yapmalı, sizin çalışmalarınızın hiçbir manası yok onlar için, zımmen sizin çalışmalarınıza uyduruk, montaj ya da yalan diyorlar, buna sessiz kalmamalısınız.
 
Şimdi inanalım mı bunun bir Aziz Yıldırım operasyonu olduğuna? Emniyetin teamüller gereği diyerek açıklama yapacağını zannetmiyorum ama Emniyeti düştüğü bu durumdan İçişleri Bakanlığından acilen bir açıklama yapılmalıdır? Savcılığın önemsediği ve gereğini yaparak önemsediğini gösterdiği, polis tarafından toplanan deliler, teknik takibe takılan şike görüşmeleri ve tüm bu olanların lige yansıması, maçı izlerken maçın sonucunu bilip fakat oğluna söyleyememe durumunda olan görevliler hepsi yönlendirme yapmak için yalan mı söylediler? Yalan söyledilerse ya da yönlendirme yaptılarsa hedef Aziz Yıldırım mı idi? Aziz Yıldırım’ın bir ihalede söz verip te gerçekleştirmediği şeylerin varlığı konusunda söylenenler doğrumu ki acaba? Acaba gerçekten cemaat Fenerbahçe kulübünü ele geçirmek mi istemişti? Ele geçirmek istedi ise buna Aziz Yıldırım mı direnmişti?
 
Sorumluluklarımız var derken, bu sorumluluk ne menem bir sorumluluktur Mehmet Ali bey? Fenerbahçe’ye yönelik bir sorumlulukmudur acaba? Biz normal vatandaş gibi karar alamayız derken neyi kastettiniz? Yoksa siz anormal vatandaşmısınız? Yoksa anormal bir şey yaptığınız ama başka çarenin olmadığını mı kastediyorsunuz? Siz kimsiniz Mehmet Ali bey, hani bir açıklayın da bilmeyenler de öğrensin, gerçi biz biliyoruz sizin oraya hangi misyon ile getirildiğinizi; biliyoruz da normal vatandaşlar da öğrensin sizin ağzınızdan, bakalım…
 
TFF Yönetimi siz “Karakuşi kadısının” yeni versiyonusunuz galiba?

TFF Yönetimi siz artık tarihe zımmen şike serbesttir diye karar vermiş bir yönetim olarak geçeceksiniz?

TFF yönetiminden ne beklenmeliydi yani? Fenerbahçeli Mehmet Ali Aydınlar, Fenerbahçe’nin başkan diye önerdiği ama yönetim kurulu üyesi diye desteklediği Göksel Gümüşdağ, Fenerbahçe tarafından akredite edilmiş suya sabuna dokunmayan Galatasaraylı Cüneyt Tanman vs. vs. Fenerbahçe’nin kahredici çekim gücünden vareste karar vermeleri mümkün mü şüphesiz hayır?
 
Ne diyelim, bol acıbadem’li sağlık satışı yaptığınız günler dileyelim…
 
TFF Yönetimi çok şükür sayenizde öğrendik ki, TOP YUVARLAK DEĞİLMİŞ!!!!!!! Şimdi verdiğiniz bu ucube kararın devamı olması adına, size yakışan; önümüzdeki 5 yıl Fenerbahçe’yi lige her yıl ayrı ayrı olmak üzere 15 puan + (artı) farkla başlatmak, sonraki yani takip eden 5 yılda da her ayrı ayrı olmak üzere direk şampiyon ilan etmek, sonraki 5 yıllık dönemde de her yıl ayrı ayrı olmak üzere 34 maçta 36 galibiyet aldı kabulünü yaparak Fenerbahçe’nin mağduriyetini gidermek ve ilaveten bu dönemi yani 15 yılı kapsamak üzere Fenerbahçe’nin tüm transferlerinin bedelini TFF olarak üstlenmek, Tüm hazırlık kamplarının, tüm seyahatlerinin masraflarını üslenmek ve ve ilaveten de Galatasaray’ın direk 3. lige düşürülmesi, kararını almaktır. Size bir de küçük önerim var “Lig TV” nin kesilen kablolarını da hayrına tazmin ediverin bir zahmet, olur mu Fenerbahçe yönetim kurulu üyesi ve geleceğin büyük Fenerbahçe Başkanı, Mehmet Ali bey, olur mu?
 
Asıl TFF nin yaptığı şikedir, işte bu çok açıktan anlaşılıyor.
 
Artık size kim inanır bilmiyorum ama sizin kime inandığınızı çok iyi biliyorum, siz Uğur Dündar, Ömer Çavuşoğlu, Mehmet Demirkol, Ziya Şengül, Rıdvan Dilmen, Sinan Engin, Ercan Saatçi, Alaattin Metin vb. gibi tek maharetleri Fenerbahçe’yi her şart altında desteklemek olan zevattır sizin inandıklarınız, merak etmeyin nasıl karar alırsanız alın yeter ki Fenerbahçe aleyhine olmasın sizi hep destekleyeceklerdir, hep aklayacaklardır, hep arkalayacaklardır. Ne diyeyim, kılavuzlarınız hayırlı uğurlu olsunnnnnnnnnnnnn. Gerçi bunlar da Yaz Ar mıdır yoksa Yaz Arsız mıdır nedir çok net değil ya?
 
Neymiş etik kurulmuş hadi ordan güldürmeyin beni? Ben kargamıyım ki güleceğim bu numaraya? Ne etik ama? Süperrrrrrrr. Koca profesörler bu aklama, paklama ve durumu kurtarma oyununun bir aleti oldular ya, ne diyelim… Yok 14.000 belge incelemişlerde somut delil bulamamışlar, sevsinler sizi… Desenize delikanlı gibi, Fenerbahçe’yi kurtarma adına ne gerekirse onu yaptık, görevde kaldığımız sürece hiç çekinmeden yapacağız…
 
Heyyyyyyyyyy Etik kurul nerde çalınan sorular konusu, yok mu delil bunla ilgilide? Varda sizmi yok hükmünde görüyorsunuz? Varsa baskı neticesindemi açıklamaktan vazgeçtiniz? Ne oldu, ne oldu…
 
Yok, ligin ekonomik değeri düşermiş, yok ligde kaliteli yabancı kalmazmış, yok Fenerbahçe olmazsa ligin tadı olmazmış, hadi şimdi ligin tadı var olsun, ligin ekonomik değeri bol olsun, Fenerbahçeli liginiz olsun, kaliteli yabancılı liginiz olsun ama sizin olsun bizi ortak etmeyin bu pisliklere bu yalakalıklara, alın biz de iade ediyoruz digikutularımızı siz de görün liginizin ekonomik değerini o zaman sizi yıkayıcı, yalayıcı ve yalaka adamlar… Alın liginizi çalın şikeci başınıza…
 
İlla adalet diyorsanız, illa etik diyorsanız, illa ki adil yarışma diyorsanız, illaki fair play diyorsanız, evet Galatasaraylılar, Evet Trabzonsporlular, evet Gaziantepsporlular, evet Çarşı grubu, evet bu katakullilerin dışında kalan takım taraftarları behemehal digikutularımızı iade edelim… Yok, ben halimden memnunum diyorsanız da size de denilecek bir şey yoktur.
 
Ben bugünden tezi yok “ben sporcunun ahlaklısını severim” sözünün takipçisi olarak hemen digikutuyu iade ediyorum… Alın liginizi çalın şikeci başınıza…





Pazartesi, Ağustos 08, 2011

FENERBAHÇE YÖNETİM KURULU ÜYESİ MEHMET ALİ AYDINLAR

3 Temmuz’dan beri; sonradan yanlışlıkla başlatıldığı izlenimi veren, Fenerbahçe’nin şikede becerisinin çuvala sığmaması neticesinde şikeyle yatıp şikeyle kalkan Türk futbolunun patronu Türkiye Futbol Federasyon Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, Emniyet’in Galatasaray’la ilgili adım atması üzerine konuştu. Çok net ifadeler kullanan Fenerbahçe eski yönetim kurulu üyesi Mehmet Ali Aydınlar’ın beyanı şöyle: “20 yıl öncesine kadar inceleme yetkimiz var. Geriye dönük dosyaların adli boyutu olmaz ama biz kupayı geri alırız.”
Ve devam ediyor TFF nin Fenerbahçe destekli başkanı: “Şu an yurt dışındayım. Olaylarla ilgili bilgim yok.”

Madem bilgin yok, konuşma, ya da konuşuyorsan da bilgi edin değil mi? Yok böyle bir gerek, konuyu sündürülebilecek bir noktada tutmak gerekli ya kafanın ardında ki, devam. Gerçi Allah var bilgili olmasına bilgili de, biliriz kendisini, her şeyi bilir ama işine gelenleri hatırlar…

20 yıl geriye gideriz demesi tesadüfî değil tabii bu muhteremin; bilinçaltında Galatasaray-Ankaragücü maçı var ya bilinçaltı freni tutmuyor bilinçaltı dışa vuruyor işte aniden. Yahu kardeşim Fenerbahçe şikesiyle ilgili sana savcılık belge göstermedi mi, belge vermedi mi? Vermedi diyebilirmisin, diyemezsin, bu belgeler çakmadır, uyduruktur diyebilirmisin, diyemezsin, çünkü söylersen adama o zaman TFF de neden kozmik oda oluşturdun diye sorarlar. Ayrıca; “yok iddianameyi bekleyeceğiz” pişkinliği, kardeşim sen iddianameden ne bekliyorsun şapkadan tavşan mı çıkacak, savcı sana ne belge gösterdiyse onlar iddianamede yer alacak, almayacak mı? Yoksa savcı sana gösterdiği belgeleri, sonradan değiştirir kuşkusu mu?, korkusu mu? Taşıyorsun açıkla. Tabii ki konu Fenerbahçe olunca gak guk kabilinden açıklamalar, yok şunu bekleyeceğiz yok bunu bekleyeceğiz, yok bakacağız yok bakmayacağız, ama konu Galatasaray olunca hem konuyu bilmediğini söyleyeceksin hem de işkembe-i kübradan olduğunu bilahare yaptığı açıklama ile ispatlayan Fenerbahçe eski Yönetim kurulu üyesi Mehmet Ali Aydınlar yemeden içmeden 20 yıl geriye gideriz kupasını alırız demekten de kendini alamıyordu. Sevsinler senin taraf(sız)lığını… Ligi ertele dediler, çıktı gerek yok dedi, sıkışınca erteledik dedi, Süper kupa maçını oynatma dediler, gerek yok dedi, bilahare erteledi, bunlar yarın öbürgün yapılacak manevraların da antremanı mı acaba? Göreceğiz, bakacağız…

Fenerbahçe’nin eski yönetim kurulu üyesi Mehmet Ali Aydınlar; sen git 20 yıl geriye git 30 yıl geriye git bulacağın sadece ve sadece şunlardır;
1. "Türk futbolunda teşvik primi diye bir olgu var. Maalesef Türk Ceza Hukuku'nda ve federasyon yönetmeliklerinde teşvik primi için bir yaptırım yok. Hemen her sezon sonu küme düşme potası ve şampiyonluk yarışında benzer hadiseler yaşanıyor. Burada en önemli nokta şudur: F.Bahce başkanlık sistemiyle yönetilir. Basarı da, başarısızlık da, böyle bir organizasyon konusunda herhangi bir şüphe de yönetim kurulu başkanına sorulmalıdır. Çünkü her yönetici, başkanın talimatıyla hareket etmekle yükümlüdür. Biz de o dönemde, başkanımızın istediği doğrultuda hareket ettik."
Kim ediyor bu kelamları; Hamdi Akın, peki Hamdi Akın kim o dönem Fenerbahçe Yönetim kurulu üyesi, peki neden bunları söylüyor, Ankaragücü’lü futbolcu Cafer açıklayınca şikeyi, Kerameti kendinden menkul Büyük Teknik direktör Ersun Yenal da; "2000-2001 sezonundaki G.Saray- A.Gücü maçı için, Hamdi Akın’ın şöförü "Bunu size F.Bahçeli yönetici Hamdi Akın yolladı" diyerek bir çanta bıraktı. Biz maçı 2-1 kazandığımız için F.Bahçe şampiyonluk yolunda büyük avantaj sağlamıştı. Çantayı açtık, içinden tam 300 bin dolar teşvik primi çıktı. Bu parayı oyunculara ve kulüp çalışanlarına eşit bir biçimde dağıttım." (tafsilatlı verdim bu maddeyi, hani birlikte yönetimde bulundunuz ya, hatırlama kolaylığı olsun diye)
2. Fenerbahçe – Rizespor maçının tekrarı neticesinde şampiyonluk görürsünüz, Hakem Çocuğu Hakem Oğuz Sarvan’ın ekibinden Ali Aydın sayesinde; (detaylar için bakınız basın)
3. İstanbulspor şikesini görürsünüz hem de TMSF denetçileri raporu ile; (detaylar için bakınız basın)
4. Samsunspor şikesini görürsünüz hem de F.Bahçe yöneticisinin ağzından; (detaylar için bakınız basın)

Fenerbahçe Spor Kulübünde 4 kez yönetim kurulu üyeliği, 1907 Fenerbahçe Derneği, 1907 Fenerbahçe Vakfı’nda yönetim kurulu üyelikleri yapacaksınız, sonra da bunları söylemiş olacaksınız benim için sürpriz yok çok doğaldır bunlar, aksi olsaydı şaşardım doğrusu. Siz size yakışanı yapıyorsunuz. Durumunuzu anlayışla karşılıyoruz.

Fenerbahçe şikede kayıtlı, belgeli yakalandı ya; Hükümetimizin her konuda yaptığı üzere düşünmeden, tasarlamadan, planlamadan davranma modeli burada da devreye girdi, konu kamuoyuna maloldu, şimdi çevir kazı yanmasın operasyonu nasıl yapılacak düşünüp duruyorlar hem de kara kara, işte yine klasik model devreye giriyor, necip Türk milletinin hafıza kısalığına güvenip, konuyu genişletip, sulandırıp unutturacaklar. Malum zevat hemen devreye giriyor, yok 49 yılı araştırın, yok son 20 yıla bakın, yok şike yapmayan takım yok zaten vs. vs. konuyu sündürme çalışmaları yapılıyor ve yapılacak ta, bunu kabul etmesekte anlayabiliyoruz bu yapanları tanıdığımız için. Asıl prim yapacak savunma ise bu operasyon cemaat operasyonudur, ancak komedi hatta rezalet denilecek bir durum, bu zevat; bu istihbarat ve teknik takip çalışmalarını yapanları cemaatçi diye suçluyor ya, kardeşim kimse çıkıp bu teknik takip sonucu elde edilen ses kayıtları yalandır, uydurmadır, düzmecedir, montajdır, çakmadır ve maksatlıdır demiyor, bunların doğruluğunun önemi yok zaten bunlara göre, teknik takibi yapanları kötüle tespitler de kötü olsun. Bazı aklı evveller de çıkıp konunun bir ihale anlaşmazlığı olduğunu söylüyorlar, biz biraz biliriz bu işleri, ilaveten bu işleri en iyi de müteahhitler bilir, tıpkı Fenerbahçe yönetim kurulunun ağırlıklı üyeleri gibi, birileri sizin o ihaleyi almanızı istemiyorsa eğer ve yetki ve karar sahibiyseler zaten siz kuş tutsanız bu iş olmaz, yeterlilik alamazsınız, belgeniz eksik çıkar, teklifiniz eşik altıdır-üstüdür, vs vs derler, iş istediklerine gider, anlaşıldı mı konuyu karıştırmaya, bulandırmaya, sulandırmaya ve sündürmeye çalışan kardeşlerimiz. Susun komik oluyorsunuz. Tek gerçek var, eskiden de sık sık yaptığınız faaliyetleri kendinizi çok güçlü hissettiğiniz bu noktada da, gücün sarhoşluğu ve aymazlığı içinde gözünüzü budaktan esirgemeden yaptığınız, Fenerbahçe taraftarının kızması gereken yön neden yakalandınız olmalı bence, olsa olsa; yansıttıkları ruh hali bunu ele veriyor.

Al sana savunma… Al sana aklanma…

Bir başkası da çıkıyor diyor ki, nice hâkimler savcılar önemli bürokratlar kulüplerden bedava bilet alıyor, bunları açıklarız diyor, yargıyı baskı altına alma kurnazlığı, ama daha da tuhafı hiçbir hâkim ya da savcı çıkıp ta “has sit there” demiyor bu ve benzeri densizlere… Daha da vahimi bunlar kulüplerin Beden Terbiyesi Bölge Müdürlükleri ile yaptıkları saha protokolleri neticesinde protokole verilmesi gereken biletlerdir demiyor, bu yetkili zevattan, bekliyorlar konu sünsün, sulansın…

Kimse demiyor “şu çalınan sorular kimlere verildi”, soru çalınması ve servisi şimdiden unutturuldu zaten… Diğer tarafta da zafer yakındır…

Diğer taraftan bazı kuş beyinliler de; “Türk Futbolunun ekonomik değeri bitecek” gibi gözünü, Özal’dan sonra para bürümüş vatandaşlarımızın cüzdanlarına hitaben propaganda yapmaktalar ki, zaten bu zevata göre hukuk adalet ne ki, sadece kendileri ihtiyaç duyduğunda hatırlanan kavramlardır. Kendileri söz konusu olmadıkları sürece bu kavramlar ayaklar altına alınabilirler kavramlardır, yeter ki karşılığı para olsun bu işin, namus, ahlak ve etik önemli değil… Canım yurdumun bu hale gelmesinin önemli müsebbiplerinden olan bu zevata göre; “fakir ama onurlu” olmaktansa “zengin ama onursuz ve ahlaksız” olmak evladır, sanki…

Ne yapalım ne diyelim işte; Fenerbahçe de ülkemizin önemli bir gerçeğidir, beğenmesekte katlanacağız; futbolcuları kaçak otomobil yurda sokar, yakalanır gösteri yürüyüşleri yaparlar, şikede yakalanırlar gösteri yürüyüşleri yaparlar, şimdi de onlara önerim “şike serbest olsun” ya da “şike bize serbest olsun” yürüyüşleri yapmalarıdır.

Mevzuubahis Fenerbahçe ise gerisi teferruattır. Durmak yok yola devam.

Cuma, Temmuz 22, 2011


AYKUT KOCAMAN: “ FENERBAHÇE’Yİ BIRAKIN TRABZON’A BAKIN”

Fenerbahçe’nin 2010-2011 sezonundaki teknik direktörü Aykut Kocaman ilk yarı sonunda işler iyi gitmeyince buyurdu: “Herkes Fenerbahçe’yi konuşuyor, siz bırakın Fenerbahçe’yi asıl Trabzon’a bakın” dedi ya şimdi anlaşılıyor ki bize bakmayın biz serbest vaziyette çalışalım, siz Trabzon’a yoğunlaşın, siz Trabzon’u mercek altına alın ve inceleyin, Siz Trabzon ile meşgul olun da biz işimize bakalım denmek istenmiş sanki…

Evet, Aykut Kocaman Bey, aynen sizin dediğiniz gibi yaptık ve medyanın önemlileri de aynısını yaptılar size değil de Trabzon’a baktılar, ama sonuç ortada işte… Evet, ne kastettiğinizi şimdi anlıyor gibiyiz,… Peki, neden “futbol sahada oynanmalıdır” iddiasını dillendireceksiniz sonra gözlerin başka tarafa çevrildiği anda “sürmenin gözden çekip alınmasına” alkış tutacaksınız. Hani siz futbolculuğunuz döneminde Trabzon da kazandığınız ve şampiyon olduğunuz maçtan sonra “tribünlere oynayarak” çokta anlamlı laflar ettiğiniz görünümü yaratma niyetiniz kimilerimiz için çok sırıtmasına rağmen toplumun önemli bir kesimince alkışlanmış idi, sanki siz emeğe çok saygılısınız ama ne yapılabilir ki ancak bir takım şampiyon olacak görüşünüzün altı çizilmişti. Peki, kazanmış olmanın yarattığı kibirin örtülmüş-gizli saygısızlığımıdır ki, o dönemde kazanırken alçakgönüllü şimdi de kaybederken saldırgan olunması, ne dersiniz.

Evet, Aykut Kocaman Bey, söylenenler doğruysa ki istemezdim ama doğru gibi görünüyor ne yazık ki, diğer rakiplerinizin emeğini görmezden gelerek, teğet geçerek yaptığınız konuşmanızda muhtemel emek hırsızlığının yaratmış olması gereken sıkıntının emaresi okunmuyordu yüzünüzden tam tersine kibirinizin teslim aldığı ruh halinizle anlamsız bir dolu laf ettiniz ve dışınızdaki herkesi hedef tahtasına oturttunuz, siz temiz ama herkes kirli havası yarattınız, pes artık… Yok rakiplerinizi ezmişsiniz, yok maçlarda şike görüntüsü olup olmadığını TFF Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Tanman maçlarınızı izlesinmiş de şike olmadığını görsünmüş yok siz ona güveniyormuşsunuz, laf laf… Aykut Kocaman Bey, diğer takımlar size teslim olmuşlar, yapıldığı iddia edilen girişimler neticesinde karşı takım “laf ola kabilinden” oynamış, gol atmış ama siz bize başka hikâyeler anlatıyorsunuz. Peki şimdi TFF nin küme düşürme cezasına karşı olmak adına hemen alel acele basın toplantısı yapıp sümme haşa, zinhar kabilinden biz bileğimizin hakkıyla şampiyon olduk deyip hala başkalarını hedefe koymak yerine susup bekleseydiniz de bakalım yargıdan nasıl bir şey çıkacak deseydiniz olmaz mı idi? Peki, Aykut Kocaman Bey insanların sokağa dökülmesine neden olabilecek konuşmalar yaparken, hiç düşünmediniz mi bu insanlar toplu hareket ederken farklı bir psikoloji ile güvenlik güçleri ile dövüşecekler, dayak yiyecekler, kendilerine gaz sıkılacak… Ama ne gam kimsenin bunlar umurunda değil, maksat sadece kendilerinin haklı görülmesi… Aykut Kocaman Bey siz dua edin de İstanbulspor Teknik Direktörlüğü yaptığınız dönemdeki Fenerbahçe’ye karşı nasıl mücadele ettiğiniz ve bunların taa Başbakanlık Teftiş Kurulu raporlarına yansımaları tekrar ortaya atılıp, kariyerinize bir çizik daha yeniden atılmaz.

Gerçi Fenerbahçe Cumhuriyetinde bu işler böyle yürür işte, hatırlanacaktır, bir tarihte Galatasaray’dan Fenerbahçe’ye geçen ünlü bir futbolcuları otomobil kaçaklığından gözaltına alınınca hemen sokaklara dökülüp, “ ….u’ya özgürlük” diye pankartlar açarak yürümüşler ve gözaltı işini protesto etmişlerdir. Ne yapacaksınız gelenek devam ediyor.

Şimdi biraz da; “şimdi birlik olma dönemi” çağrılarını sürekli seslendiren zevata değinelim, Allahaşkına nasıl bir birlikten bahsediyorsunuz, bu birlik kime karşı olacak, bu birlik ne için mücadele edecek bunları da açıklamaları gerekmektedir. Acaba şöyle mi deniyor, birlik olalım bu işi kapatalım, ama bundan sonra da bir sakat durum olmasın, yoksa birlik olalım da masa başı maç oyunları devam mı etsin, ne diyorsunuz, bırakın karnınızdan konuşmayı. Birde “kardeşim ligin son 40 yılına bakılsın” diye direten bir zevat var, bunlar da bu işin sulandırılıp şimdiki suçüstünün kapatılmasını gizliden gizliye hedeflemektedirler, ne demek kardeşim son 40 yıl, işte şimdi yakalananlar var diye diretenlere kızmaktadırlar. Bunun Polisin radarına hızlı giderken yakalanan sürücünün “ya kardeşim herkes burada bu limitleri aşıyor siz sadece bana ceza kesiyorsunuz olmaz herkese kesin” demesi gibi bir şey, sen yakalanmışsın işte, sus biraz da ortalık durulsun ilgililer de görevlerini yapsınlar, hayır, hukuk diye belletilen sesi çok çıkanın kazandığı düzen anlaşılınca işte böyle olur bu düzen. Bir de cemaat lafını bu salataya doğradılar ki konu tam sulansın diye, çok da anlaşılır görünmüyor, sanki cemaatlere karşı imiş gibi gösteriliyor bu şike iddiası ile suçlananlar, yahu kardeşim onlar cemaatle iç içeler, peki kim diyebilir Bülent Uyguın’un cemaatten biri olmadığını, bırakın Allahaşkına bu beyhude çabaları. Bunlar mı cemaate karşılar, güldürmeyin kargaları…

Bu eksik midir derseniz bence evet, eğer Futbol dünyası arınacaksa hem de çok eksik, nerede tetikçi hakemler, nerede futbol dünyasının iddiacı mafya üyeleri, nerede şikeci eski MHK başkanı ve üyeleri, nerede daha önceleri şikeye adı karışmış TFF başkanı ve yöneticileri vs. vs.

Şimdi bakıyorum da TFF başkanı Mehmet Ali Aydınlar sanki oraya bu soruşturmalar olacak ve bu biliniyormuş da salt bu neden ve misyonla bu göreve getirilmiş görüntüsü veriyor, yok savcılık kanıt göstermemişte yok iddianameyi bekleyeceğiz de, bu lafların neresinden başlayıp neresine ne demek gerek tam dumur hali vallahi… Yahu kardeşim bu savcılık bu soruşturmanın her satırını yandaş basına sızdırıyor da sana göstermiyorsa bu daha vahim ve behemehâl istifa gerektirir, yahu sen nufüs müdürlüğünden oraya giden bir nufüs memuru musun ki, sana kanıtları göstermiyorlar, geçin bunları bir kalem. Aaa bak biz bu kanıtlara inanmıyoruz bunlar uyduruk diyorsanız bunu anlarım ama bilahare de kalkıp iddianameyi bekleyip ona göre karar vereceğiz derseniz Allah muhafaza daha komik duruma düşersiniz ki durumunuz tam da bu durumdur. Ya da çıkın açıklayın da biz bunları halı altına süpürme görevi ve misyonu ile geldik deyin de olsun, bu dayanılmaz ve yutulmaz çelişkileri görmediğinizi görmediğimizi mi zannediyorsunuz.

Kardeşim şike girişimi bile küme düşmeyi gerektirir kuralını ben mi koydum? Böyle bir kural yok mu yoksa? Bırakın bu ekonomik değer yitimi gazlarını, ayıp oluyor? Kanunlarda (hukuk demiyorum) böyle mi öngörülüyor şike, bu takım düşürülürse ekonomik değer kaybı çok olacak deyip vazgeç, bu takım düşürülürse ekonomik değer kaybı çok olmaz düşürebiliriz de, öyle mi? Siz alemi aptal mı sanıyorsunuz? Bu ülkede aptal olmayan bir kesim de var, sakın unutmayın bunu…

Bırakın bu 25 milyon seyircisi var bu takımın, düşürülemez muhabbetini de acilen, yoksa çok taraftarı olan daha mı eşit kanunlara göre, nedir bu durum, ne yapmak istiyorsunuz? Bırakın bu karından konuşma durumlarını… Neresinden bakarsanız bakın bu bir tuz kokmuştur vaziyetidir ve bu duruma getirenlere yuh olsun demek gerekmektedir, hem de kim olursa olsun…

Bu vesileyle taraftar guruplarından taraftarı olduğum ÇARŞI GRUBUNA herkesin tek tek bir teşekkür etmesi gerektiğini düşünüyorum, bu şike ahlaksızlığına karşı onurlu çıkışları için… ÇARŞI ŞİKEYE KARŞI, BEN DE…

Pazar, Ocak 30, 2011

GALATASARAY SEYİRCİSİ YERİNE CEZA TAKIMA

Geçen hafta içerisinde Ali Sami Yen spor kompleksinde gerçekleşen malum ıslıklama olayının bir cezasının mutlaka olacağını öngörmüş idik hatırlanacağı üzere. Ama yaklaşan seçimlerde aleyhte etki yapmasının önüne geçilmesi için cezanın başka türlü olacağını bekliyor hatta ultraaslan’a Başvekil lehine tezahürat yaptırılacağını düşünüyordum bu da gerçekleşmeyince beklemeye başlamıştım ne olur diye. Sağ olsun hoca efendinin müritleri Bursaspor maçında bu merakımı giderdiler ancak umalım ki cezalandırma bitmiş olsun. Ama bu müritleri tanıyorsam eğer cezanın müebbet olduğunu düşünüyorum, dün bu konuda doğru tutum alamayan Galatasaray’ın pasif ve biatı seçmiş yönetimine de ithaf olunur son gelişmeler. İtirazınız olmaz ise sonuç kesinleşecektir, uyarıyorum herkesi…

Maç için söylenecek ne kaldı ki geriye, ofsayttan gol yetmedi elle düzeltme, Kazım pas yapıyor Stepanov el ile kesiyor top geçse %100 gol pozisyonu hakem seyirci tabii ağabeyleri öyle demiş ya bu düdükşöre. Stepanov Emre Çolak’a bir faul yapıyor dünyanın her yerinde kırmızı karttır cezası, çünkü bu kasti harekettir ve sakatlanmaya yöneliktir ama hakem seyrediyor kırmızı olmasa bile biraz önceki pozisyonda sarı kart verseydi bu oyuncuya, bunu konuşmuyor olacaktık, geçmiş olun… 2. gol öncesi faul de uydurmadır vs. vs.Şimdi denilecek ki Galatasaray ve seyircisi bu olaylara da seyirci kalmıyor mu? Evet, kalıyor hatta bile bile lades kabilinden…Ayrıca çok merak ediyorum, Galatasaray seyircisine kim izin verdi bu havai fişekleri stada sokmaları için, en önemli sorulardan biri de budur…

Fettullah Gülen’in ve cemaatinin Futbol üzerindeki teslim alma süreci Hasan Doğan’ın TFF başkanı olması ile devam etmiş ve maalesef ölümü üzerine de yerine yardımcısı mı yardakçısı mı, ne olduğu belli olmayan Mahmut Özgener gelmiş; ki kendisi Bursaspor –Altay şikesindeki rolü ile tarihe mal olmuş bir şahsiyettir, nihayetinde muktedir olmuş, tribün terörü konusu başta olmak üzere bir sürü abuk subuk görüşleri olan, elini koluna tutan varmışçasına hala yasa beklediğini her fırsatta açıklayan ama mevcut yetkilerini kullanmaktan ısrarla kaçınan ve nihayet Altay kulübünün bir taraftar grubuna “alkollü seyirci stada alınmasın” kampanyası başlatıp sonra da bu fikre sarılan ve iktidar sahiplerine ne kadar biat ettiğini göstermekten de büyük haz duymaktadır. İddia ediyorum bu federasyon ile Türkiye Futbolu dibe vuracaktır…

Diğer taraftan hakem çocuğu hakem icraatlarına devam ediyor. Galatasaray’ın ipini çekmek için elinden geleni yapıyor ama elden de bu kadarı geliyor işte. Bunun babası da hakem olarak benzer operasyonlarda muktedirlerin saha içindeki düdükşörlüğünü yapmış olup, kendisi ise basına el altından Galatasaraylıyım deyip gerçek anlamda Fenerbahçeliliğini asla gizleyememiş bir eski düdükşördür. Kendisine bağlı ve muktedir efendilerine biat etmiş hakemler eliyle lige direk müdahale eden bu eski düdükşörün icraatlarına maalesef kimse dur da diyemiyor. Zaten başka kanallar ile durumu iyice zora sokulmuş bazı kulüpler ise oynanan bu oyuna ses çıkaramıyorlar. Bugün Bursaspor karşısında Galatasaray’ın çökertilmesine yani Türkçe meali ile ıslıklamalardan ötürü cezalandırılması kararı alınan Galatasaray’ın seyircisine yaklaşan seçimlerin yüzü suyu hürmetine ceza vermek yerine ceza kesmek üzere atanan düdükşör Bülent Yıldırım vasıtası ile cezalandırılmıştır. Kırmızı kartlar es geçildi, ofsaytten gol verildi, el ile düzeltilerek gol atılmasına göz yumuldu, sallanan tekmelere göz yumuldu…

Fettullah Gülen’in ve cemaatinin Futbol üzerindeki teslim alma süreci kulüpler üzerinde başta Bursaspor olmak üzere, Ertuğrul Sağlam’ın parlayan yıldızını kalıcı hale dönüştürüp oradan da prim toplama operasyonu meyvelerini vermiş olup, bu sene cemaatin başka ufuklara yelken açması planları avuçlar ovuşturularak yapılmaktadır. Buna gülüp geçenler olabilir ama wikileaks belgeleri örtülü ödeneğin nasıl şampiyon yaratılır konusundaki doktora tezidir. Hani birileri de çıkıp biz devletimizi yabancı ülkelerin belgelerinden mi öğreneceğiz diye bütün bunları elinin tersi ile bir kenara itiyorsa da tarih nezdinde hiçbir önemi harbiyesi yoktur bu itirazların… Bu belgeleri zaten bizde tevsik belgesi olarak görmekteyiz, yeni duyduğumuz şeyler değildir. Başta Ali Tandoğan olmak üzere cemaatin müritlerini bir araya toplayan Ertuğrul Sağlam’a bu konuda başarılar!!!!!!

Gelelim üzerinden operasyon gerçekleştirilen, yönetimi biat etmiş olan Galatasaray kulübünün durumuna… Son 2 yıldır sadece adıyla top oynamaya çalışan Ayhan’ın bu takımda ne işi var Allah aşkına. Neden kaleci aldınız, daha önceki yönetim mevcut kalecileri pespaye duruma düşürdü diye değil mi? Dolayısıyla mevcut kalecilerinize güveniniz kalmadı onlarında kendilerine güveni kalmadı zaten, bu yüzden değimli yeni kaleci aldınız oynatın bari değil mi? Stancu’yu aldınız, neden aldınız golcü diye değil mi? maç eksiği yok Romanya liginde de ciddi sayıda gol atmış 15 gündür de sizinle beraber neden onunla başlamazsın oyuna… Bu Emre Çolak belki iyi bir topçu olabilir ama şu anda Galatasaray Forması biraz ağır gelmiş gibi, nedir bu ısrar, Bülent Akın kakalamasındaki gibi bir durum oluşmasın maazallah… Kiralık futbolcu istemiyorum deyip te hala kiralık İnsau ile oynuyor olmanız çok ciddi bir tenakuzdur… Artık yeter.

Gelelim Galatasaray yönetimine artık hiçbir inandırıcılığınız kalmadığı ortadadır, hiçbir işi layıkı ile kıvıramayacağınız ayan beyandır. Bırakın artık ta bari fazlaca vakit kaybetmeden Galatasaray’ın geleceğini iyi planlayacak ekip gelsin… Sakın eski başkanlar destek verdi bakın biz doğru yoldayız demeyin, onların desteği zatı şahanelerinize ve yönetim anlayışınıza değil başkanlık makamına oluşmuş olan saygıya binaen yapılan prensip açıklamalarıdır. Son derece demokratik olan ve muktedirlerce hazırlanan ama beraberce kurduğunuz planın tepmesi anlamına gelen ıslıklanma olayının altında bilerek ya da bilmeyerek kaldınız, bunun sonucu Türkiye hariç her yerde istifa ile sonuçlanır ama ne gam. Gerçi Galatasaray gibi bir armadayı Basketbol da küme düşürdünüz yine kılınız kıpırdama ya ne diyelim. Ayrıca basketbolda cezalı oyuncu oynatılmasına karıştı adınız yine ne gam…

Spora siyaset karışmaktan sorumlu ilk bakan olan Mehmet Ali Şahin dönemimde teslim alınan Türkiye Futbol Federasyonu artık tamamen cemaatin etkisi altında bu sefer de cemaatin diğer yüzü Faruk Özak tarafından yönetilmektedir. Cemaatin mahfillerinde şampiyonlar belirlenmekte, yine ayni mahfillerde kime örtülü ödenekten yardım yapılacak, kim bu hafta cezalandırılacak gibi detayları dahi planlanan bir hale gelen Federasyon yönetimi behemehâl istifa etmelidir.

Cuma, Ocak 21, 2011

ONURLU İNSAN GİBİ İSTİFA ETMELİSİN ADNAN POLAT

Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat, Galatasaraylılığını kimseyle tartışmayacağını, “İbra olmayacağız, erken seçime gidelim” diyen yönetim kurulunun bazı üyelerinin olduğu beyanıyla basın açıklamasını şöyle bitirdi: “Sayın Mehmet Helvacı, Doğan Yalçınkaya ve Vedat Eşkinat'ı onurlu insanlar gibi istifaya davet ediyorum”

Mehmet Helvacı, Doğan Yalçınkaya ve Vedat Eşkinat'ı hiç tanımam, Galatasaray için neler yaptılar onu da bilmem, tek bildiğim bir şey var o da, birlikte yola çıktılar, Galatasaray basketbol takımını birlikte küme düşürdüler, Galatasaray’ı sıradan bir takım haline birlikte getirdiler, düne kadar birlikte ve ittifak ile karar aldılar, şimdi ne oldu da bu hale geldiler, yoksa bir oyun mu bu, Başvekil ve taraftar arasında ve karşısında durumu kurtarma çabası mı acaba? Bunu bilmiyoruz; ancak bu taktiğin sonucun anlaşılmasına ya da kurtarılmasına bir katkısı olamayacağıdır bildiğimiz…

Bir çift lafta ultraaslan’a; evet bu kez ultra olduklarını ispat ettiler gerçekten, ultra özür dilediler kendilerine ve kulüplerine hakaret edenlerden hiç gereği yokken, ama geri tepti, Muhteşem Galatasaray taraftarına ancak bariz kusurlu oldukları zaman özür dilemek düşer ki bu muhteşem taraftarın da fazlaca hata yaptığından bahsedilemez… Aksi takdirde hiç gereği yokken, ortada hiçbir kusur olmamasına rağmen özür dilemek için başka sıfatlar bulmak gereği doğar ki, bunu tanımlamaya dilim varsa da elim varmıyor yazmaya…

Gelelim konumuzun başlığına dair detaylara; http://spordaalternatif.blogspot.com adlı bloğumda “Galatasaray kongresi olanı biteni merak etmelidir” başlıklı 30.12.2009 tarihinde yayınlanan yazımda detayları ile belirttiğim üzere; Türkiye Futbol Federasyonunun açıktan Galatasaray düşmanlığı yapmasına, Galatasaray’ın tescilli düşmanlarının saldırılarına karşı bu yönetimin bilerek ya da bilmeyerek cevap ve karşılık verememesi üzerine Galatasaray kongresini aktif görev yapmaya davet etmiştim. Bir yıldan fazla zaman geçmesine rağmen tepkisiz kalınmasının patlamasıdır bu son gelişmeler…

Ne oldu; Galatasaray camiasının tepkisi karşısında korkan ve korktuğunu gizleyemeyerek açıktan belli eden, baskı karşısında haklı tepkilerini ortaya koyan taraftarı polise havale edeceğini beyan eden, muktedirler karşısında süklüm püklüm halde duran ama kendi yönetim kurulu arkadaşlarına karşı esen, yağan ve gürleyen bir başkan portresi ile karşı karşıyayız.

Oysaki Adnan Bey; seçtiği teknik direktörler ve futbolcular ile Galatasaray’ın kısıtlı bütçesini çarçur etmiş, Galatasaray’ı sıradan bir takım haline getirmiş, dünyanın her tarafında çok büyük bir skandal olarak değerlendirilmesi gereken Basketbol takımı küme düşürmüş, son olayda koskoca 106 yıllık Galatasaray’ı AKP nin baskısı karşısında sahipsiz bırakmış, ricat etmiş, “Başvekilimiz bu stadı yapmıştır” yalanı ile muhteşem Galatasaray taraftarını sessizliğe gömmek istemiştir, AKP gibi kendilerinden olmayanlara saldıranların partisinin, bu stadın yapılmasına TOKİ ile aracılık etmesine göz yumarken, durun bakalım bizden TT Arena stadının yapımı karşılığında 5 katı büyüklüğündeki mülkiyetimizi devrettiğimizi açıklamaktan korkan, çekinen, kendisinin ve bir önceki yönetime hakaret eden TOKİ başkanının ağzının payını verememiştir, bu muktedirlerin karşısında naif, süklüm püklüm kalmıştır, Galatasaray kulübü başkanlığını Fenerbahçe başkanı kankalığına tercih etmiştir, vs. vs.

Adnan Polat’a ne yazık ki, kankası Fenerbahçe kulübü başkanı Aziz Yıldırım’ın, yıllar önce Başvekil Mesut Yılmaz’a seçimde hesaplaşırız diyen Fenerbahçe taraftarını destekliyorum demekten geri durmamış olması bile emsal olmamış ve AKP ye 6 ay sonraki seçimde hesaplaşırız restini çekememiştir. Ama ne yazık ki; gözlerden kaçan, akıllardan çıkan, Adnan Beyin Fettullah Gülen’in elini öperek, onun işaret ettiği yerlere biat edeceği gerçeğidir, netice itibariyle…

Bu hafta sonu ligin 2. yarısı başlıyor ya; tribünde olabilecek provokasyonlara ve Adnan Polat’ın bir denge olması kabilinden organize edeceği yandaş tezahüratlara rastlarsak hiç sürpriz olmayacak bizlere, ayrıca Hükümetin başının hıkdeyicibaşı olan Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener ve tescilli Galatasaray düşmanı Hakem çocuğu hakem Oğuz Sarvan’ın başkanlığını yaptığı Merkez Hakem Komitesince oluşturulacak komplolara da hazırlıklı olmalı Galatasaray taraftarı…

Evet ve ne yazık ki; Galatasaray başkanlığı Adnan Polat’a birkaç beden büyük gömlek gibi yakışmaktadır.

Adnan Bey, istifa edecek tek kisi var, o da sensin!!!! Onurlu insan gibi istifa et hem de saniye kaybetmeden.

Adnan Polat gider, Galatasaray kaldığı yerden; mali, ticari, siyasi ve ahlaki olarak tekrar yükselişe geçer… Kimsenin bundan zerre kadar kaygısı ve şüphesi olmasın…

Salı, Ocak 18, 2011

KUŞ BEYİNLİLER
"Bole bi serefsizlik yok.. Nankorsunuz.. Kimin sayesinde o statda mac izliosunuz. Kim yapti lan o stadi size. Gerizekali kus beyinliler.." diye buyurmuş Yasin Ekrem Serim, Başmüzakereci Egemen Bağış’a bağlı AB Genel Sekreterliği’nin müşaviri. Bak bak adama boyundan büyük lafları nasıl becerikli bir şekilde ediyor…

Eeee be kuş beyinli diyen zat, şimdi biri çıksa ve dese ki;
“Yasin Ekrem Serim
Ben seni severim
Ben sevdiğimi öperim”

Ne yapacaksın… Babasının oğlu, kimdi babası diploma sahtekârı, eeee elma uzağa düşmezdi ya genellikle bu da düşmedi ve yine sürpriz olmadı. Yağlı kapının bekçisine bunu bir misli iade ediyorum öncelikle bir Galatasaray’lı olarak…

Peki kim bu zat diye bakınca; GS taraftarına kuş beyinli diyen kişi 2008 yılında Girne Amerikan Üniversitesinden mezun olmuş, KPSS’ye bıle girmeden AB Başmüzakereci Bakanına müşavir olarak atanmış, anlayacağınız bu küçük çocuğun bir suçu yok, suç onu oraya getirenin.. Tabii ki bu somun pehlivanının oturduğu makam olsa olsa bir kucaktır ve ufukta da seçim var hani belki Başbakan o nu da milletvekili adayı yapar sırf bu yüzden…

Gençlik ve Spor Genel Müdürü Yunus Akgül’ün yardımcısı Salim Terzi ise şu çirkin ifadeleri kullandı: “Başbakanı TT Arena'da yuhalayanların babaları belli değildir buna eminim. Şerefsizler yuhalayan kahpe GS taraftarı”. Şimdi bu adama şerefsiz desek, hatta babası da belli değildir desek suç işlermiyiz bilmiyorum ki. Yoksa bu ağzı ile poposu yer değiştirmiş bu çocuğa bizde anasının dışında hiçbir akrabası belli değildir mi desek?

Hadi diyelim bu çocuklar yaşları ve tecrübelerine mütenasip ağzı ve kulağı arasındaki mesafenin fazlalığından ötürü bu tür densizce laflar etmiş olabilir, işte size meclisteki grup başkanvekili sıfatına haiz abisinin yaklaşımı “100'lerce trilyon harcandı o stadyum için, rüya bir proje gerçekleşti BAŞBAKAN sayesinde. İdrakten mahrum sefillere yazıklar olsun! Sefillik ve acizlik bu olsa gerek”

Bunlar alışmış ya ver parayı al alkışı zannediyorlar herkes öyle yok öyle yok, öyle padişahım çok yaşacılara kalmayacak bu memleket, bunun ışıklarını veren Galatasaray taraftarına teşekkür edenlere teşekkürler…

Turgut Özal’ında vardı böyle Amerikalı adamları, bunların Türkiye ile asla ilgileri yoktur ve tamamen “sahibinin sesi” olarak kullanılırlardı… Eeee ne de olsa bugünün muktedirleri onların devamları ya, normal…

Şimdi gelelim olayın gelişimine, bakıyorum medyada birkaç kişi hariç herkes TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın, Galatasaray eski yönetimine ve şimdiki yönetimine, açtı ağzını yumdu gözünü misali hakaret ederek oraya gelmiş ve Başvekili sevmese de, politikalarını sevmese de; duruma katlanabilecek seyirciyi proveke etmesini ıskalıyor, bir kısmı vazifeleri gereği olmamış kabul ediyor, işte bu tam bir ahlaksızlık… Ama genel geçer ve Amerikanvari davranış tarzı; kaşı, kışkırt ve sonra saldır, tıpkı hayatın, her düzenleme yapıyoruz dedikleri alanındakine benzer davranış modeli, durmak yok, devam… Kimse demiyor ki; ya bizim paramızla bize propaganda yapıyorsunuz hadi bunu geçelim de bari hakaret etmeyin, cevap kocaman bir tıssssss….

Şimdi bakıyorum anlı şanlı basının yalaka yazarlarından bir grup kuşum akıllı; Başvekil Fenerbahçeli de o yüzden yapıldı bu protestolar diyor, kimse gak guk ermesin Erdoğan Fenerbahçeli diye yapılmadı bu protesto, benzer olay Galatasaray-Hamburg maçında da yapılmıştı ve medyada bu kadar yer almamıştı. O dönemde Başvekil Erdoğan’ın geldiği anons edilince ilk 10 dakikada önce ıslıklar başladı sonrada gençlik marşı okunmuş aynen bugün yapıldığı üzere önce ıslık sonra gençlik marşı okunması gibi.

İnanılır olmaktan çok uzak artık necip Türk milletinin durumu; 70.000.000 luk Türkiye’yi kuran Atatürk’e saygısızlık, vefasızlık ve saldırmak yükselen değer, ama üstelik Galatasaray’ın kendi parası ile ancak bilinmeyen nedenlerden ötürü TOKİ tarafından yapılan 52.000 kişilik stad kurduğunu zanneden Başvekil’e saygı, vefa bekleniyor. Bu kafadaki beyinler hangi hayvana aittir, söylemeyelim artık.

Bence; şimdi sırayı Fenerbahçeli, Beşiktaşlı ve Trabzonsporlu taraftarlar almalı… Özellikle Trabzonsporlular; siz wikileaks’teki iddiaların altında kalmayın, aksi taktirde ulufe taktiklerinin tuttuğu cesareti ile karşımızdakiler daha da saldıracaklardır.

İstermisiniz şimdi de bu stada ucube denilip yıkma senaryalorı yazılmaya başlansın…

Ayrıca; Galatasaray bu stad karşılığında kendisine tahsis edilen Seyrantepe’den 280.000 m2 lik alanı TOKİ’ye terk etmiş, en önemlisi Ali Sami Yen’i TOKİ’ye terk etmiştir ve TOKİ adlı denetimden uzak bu kuruluş Ali Sami Yen’i yaptığı ihale neticesinde yaklaşık 500.000.000 ABD Dolarına pazarlamıştır (yazıyla beşyüzmilyon) bu durumda nasıl da yüzleri kızarmadan “Bu stadın yapılmasında Galatasaray’ın bir Allah kuruşu yoktur” diyebilirler. Asıl Galatasaray’ı adam gibi bir yükleniciye değilde bu TOKİ’ye muhtaç eden Yönetim zihniyeti suçludur bu konuda, ama ne diyeceksin işte…

Galatasaraylılar şimdi sevinilecek bir şey bulduk diye sevinmelidirler ve Fenerbahçelilere, Beşiktaşlılara ve Trabzonsporlulara örnek olmalıdırlar

Tabi bu stadı başbakan yaptırdı diye düşünen ve aktaran kuş beyinliler ve bunların bakanları birlikte iken demek ki bunlar bizden yapalım yada bunlar bizden değil yapmayalım diye konuşup karar alıyorlar; ya bu nasıl bir devlet hizmetidir; işte bunu gör necip Türk milleti bunu gör artık aç şu gözlerini

Karpuz cumhuriyeti olmaktan kurtulalım artık…

Burada, ulufe dağıtma alışkanlıkların oy olarak geriye dönüşlerinin yarattığı bu davranış modelinin sonucu oluşan şımarıklıklar içindeki muktedirler ve yalakaları karşıtlarına her türlü lafı söyleme, her türlü hakareti yapma ruhsatı almış olarak değerlendiriyorlar kendilerini herhalde… Bu stadı acaba; Yasin Ekrem Serim, Salim Terzi, Erdoğan Bayraktar, Egemen Bağış, Taner Yıldız, Recep Tayyip Erdoğan kendi hesaplarındaki paralarla mı yapmışlar acaba? Yoksul halka bulgur, torbalar dolusu un, çuvallarla kömür ya da elektriği olmayana buzdolabı, çamaşır makinesi dağıtarak onların oyunu alma başarısının sarhoşluğu içindeki bu muktedirler, stadın alkışa tahvil edilememesi sonucu çileden çıkmışlardır…

Galatasaraylıların; fişlenme korkusu, dinlenme ihtimali, işten edilme endişesi, cezaevlerinde ikamete alınma korkusu gibi korkular yaşamadan yaptığı protesto, Türkiye Demokrasi tarihinin en değerli sayfalarına altın harflerle geçecektir. Galatasaraylılar bu protesto ile biata, yalakalığa, satılmışlığa, korkuya, hulufe dağıtanlara teslimiyete son verilmesi konusunda önderlik almışlar ve özgür, eşitlikçi, çoğulcu, sosyal bir Türkiye için bir meşale yakmışlardır.

Başvekil Recep Tayyip Erdoğan, "Seyrantepe'nin A'dan Z'ye yapımında GS kulübünün bir Allah kuruşu yoktur. Daha kulüple stadın kullanımı için anlaşmayı yapmadık" dedi. Ne demek istedi sizce, çok açık Galatasaray taraftarını tehdit ediyor, bak istersek sözleşmeyi imzalamayız. Peki Galatasaray taraftarı da “stadını al da git” derse ne olacak bu işin sonu…

Adnan Polat sen kim oluyorsun da protestocuları tespit edip stada bir daha almayacağız diyorsun; seni o protestocular seçmedi ama sakın unutma ki, o protestocular sayesinde başkan kalabiliyorsun, sansını fazla zorlama… Seni Galatasaray seyircilerine hakaret edenlerden özür dileyen başkan olarak anacaktır bu tribünler ve asıl kimden yana olduğunu hiç unutmayacaktır. Adnan Polat; bu son olaylarla bir kez daha; uzun süredir tekrarladığımız eleştirilerimizde ne kadar haklı olduğumuzu gördük. Başkan behemehâl istifa etmelidir. Adnan Polat kalk git istenmiyorsun artık, 106 Yıllık Galatasaray’ı rezil ettin, şikeciliği ispatlı Adnan Sezgin’i de al çek git der ise Galatasaray taraftarı bundan sonraki her maçta ve maç süresince haksız mı olurlar, asla… Bunlar GS yi temsil etmez diyorsun yok be yahu sen temsil ediyormusun peki bence asıl sen GS yi temsil etmiyorsun tamam mı? Sevsinler senin bu yalaka tavrını Basketbol da küme düşüren başkan olarak tarihe geçtin ve hala başkan isen o protestoculara dua et…